Sokaktaki Vicdan ve Masadaki Hakikatin Sınavı

Günümüz Türkiye’si, her yeni güne “gürültülü” bir ekonomik ortamla uyanıyor. Siyasetin gergin atmosferi, televizyonlardaki bitmek bilmeyen tartışmalar ve sosyal medyanın karmaşası arasında kaybolan asıl mesele, insan onuru ve onun mücadelesidir.

Günlük hayatında sokakta yürüyen, toplu taşıma kullanan veya pazar tezgahında geçimini sağlamaya çalışan insanların savaşı, sadece ekonomik bir mücadele değil; aynı zamanda bir onur davasıdır.

Bu durum, toplumu iki kutba ayırıyor. Bir taraf, modernite adı altında köklerinden koparılmaya çalışırken, diğer tarafta ise hayatta kalma mücadelesini onur madalyası gibi taşıyan insanlar yer alıyor.

Türkiye’nin gerçek tablosu, gösterişli plazaların ve tartışmalı meclis kürsülerinin dışında, sefalete rağmen harama el uzatmayan ve namusunu korumaya özen gösteren sessiz kahramanların yaşadığı sokaklarda çizilmektedir.

Toplumun karşılaştığı en büyük zorluk, sahip olduğu değerlerle kurduğu ilişkidir. Rabbin sunduğu nimetleri bir emanet olarak görenler ile bu nimetleri güç ve kibir aracı olarak kullananlar arasında büyük bir uçurum oluşmaktadır.

Adalet, artık sadece mahkemelerde aranan bir kavram olmaktan çıkmış, esnafın terazisinde, işverenin işçisine olan bakışında ve bireyin kendi vicdanıyla yaptığı gece yarısı muhasebesine kadar yayılmıştır.

Geçmişteki zorlukları bir zırh gibi kuşanan bireyler için yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Türkiye, yalnızca betondan ve demirden değil, acılarla şekillenen ama yıkılmayan iradelerle yeniden inşa edilmeye hazırlanıyor.

Zira fırtınanın en sertine göğüs germiş bir kaptan, limandaki dalgalardan korkmayacaktır. On yıl boyunca “adressiz” kalanların, bu vatan için sunacağı en büyük adres dürüstlük ve sadakat olacak.

Zaman, sadece geçip giden bir süre değil, aynı zamanda bir dönüşüm sürecidir.

Nankörlükle vefanın tarihe kazındığı bu dönemde, teknolojinin ruhsuzluğuna kapılan bir gençlik değil; geçmişinin bilincinde olan, ecdadının deneyimlerini yanına alan ve bu bilgileri dünyaya aktarmak için teknolojiyle buluşturan bireyler gereklidir.

Unutulmamalıdır ki, göklerden inen bir hüküm olduğu kadar, yerden yükselen bir “Amin” ve “Hamd” de vardır. İşte bu “Hamd”, tüm olumsuz planları alt üst edecek yegâne güçtür.

Yorum yapın