Ankara’nın kalbinde, Ulus Heykel ile Kızılay Gökdelen arasında büyük bir mücadele yaşanıyor. Bu iki semt, adeta şehrin ruhunu temsil eden dev karakterler gibi. Eğer Ulus ve Kızılay konuşabilseydi, şüphesiz Ankara’da bir fırtına koparır, insanlar şaşkınlıkla etraflarına bakardı.
Ulus, Ankara’nın köklü geçmişine sahip, hikayeleriyle dolu bir semt. Kızılay’a göz ucuyla bakarak gülümser. “Bak sen şu haline,” der, “Kravatı takmışsın, deri çantanı da koltuk altına sıkıştırmışsın ama cebinde hala iki otobüs bileti yok.
Sen o modern binalarını parlatırken, ben memleketin geçmişine imza atıyorum, kardeşim! O parlak ışıkların, benim Ankara Kalesi’nin gölgesinde bile kalmaz.” Ulus, Kızılay’ı “sosyete özentisi bir memur çocuğu” olarak görüyor.
Kızılay ise sakin bir tavırla cevap verir. O meşhur gri duruşunu bozmadan cebinden parlament mavisi kalemini çıkarır. “Ulus abi, 50 yılın kokusuyla devlet mi yönetiliyor? Ben burada stratejiler geliştiriyorum, ihaleler açıyorum. Medeniyetin nabzı Karanfil Sokak’ta atıyor.
Sen hala ‘çakma saat’ satıyorsun, ben de Metro alt geçidindeki sahaflarda dünyanın bilgisini biriktiriyorum. Sen geçmişin tozlusun, ben geleceğin vizyonuyum!” der.
Atışma sürerken Ulus, araya girer. “Vizyon mu? Atakule’yi yaptınız da ne oldu? Tepesinde dönüp duruyorsunuz, ama benim Hacı Bayram’daki o huzuru bulamıyorsunuz. Sen ‘Ego Cepte’ uygulamasına bakarken, ben rüzgarın hangi yönden esse bileceğim.
Senin plaza çocukların ayazda atkısına sarılırken, benim çocuklarım ayazı şerbet gibi içiyor!” diye yanıtlar.
Kızılay hafif bir gülümsemeyle karşılık verir. “Doğru diyorsun, senin ayazın sert ama benim Metromun altı sıcaktır. Sen ‘eski’sin diye ben ‘yeni’ oldum. Ama ikimiz de biliyoruz ki, Ankaralı bir simidi böldüğünde, yarısı senin tarafında, yarısı benim buralarda kalır.
Biz bir madalyonun iki yüzüyüz; sen benim köküm, ben senin vitrininim.”
Sonuç olarak, Ulus’un cesur duruşu ve Kızılay’ın bürokratik zekası, Ankara’nın dinamik yapısını ortaya koyuyor. Biri geçmişe sahip çıkarken, diğeri geleceği inşa ediyor. Bu iki semtin mücadelesi, aslında ülkenin nasıl ayakta kaldığının özeti.
Hem geçmişe hem de geleceğe bağlı olan Ankara, kendine has bir ayazla gerçekliğini koruyor.