Dr. Behçet Uz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, akran zorbalığının rastlantısal bir olgu olmadığını ifade ediyor. Vatansever, ailelerin çoğu zaman çocuklarının zorba davranışlarının temellerini bilmeden attıklarını belirtiyor.
Bu konu, günümüzde aileler ve çocuklar için sıklıkla karşılaşılan önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
Akran zorbalığı, bir çocuğun başka bir çocuk ya da bir grup çocuğa yönelik uyguladığı psikolojik veya fiziksel şiddet biçimi olarak tanımlanıyor. Vatansever, bu davranışların sürekli ve kasıtlı olduğunu, dolayısıyla tek seferlik bir harekete dayandırılamayacağını vurguluyor.
Çocukların gelişim süreçlerinde yaşadığı deneyimlerin, kendilik algısının oluşmasında büyük bir rol oynadığını ifade eden uzman, bu süreçte çocukların karşısındakileri nasıl tanımladığını ve belirli davranışları gerçekleştirmeye hakları olduğuna dair inançlar geliştirdiklerini belirtiyor.
Zamanla, bu deneyimler çocukları zorbalık yapan bireyler haline getirebiliyor.
Çocukların sosyal gelişimlerinde 3-6 yaş arası dönem oldukça kritik. Bu yaşlarda çocuk, kendisinin biricik olduğunu ama aynı zamanda grup içinde “herkes kadar” yer aldığını öğreniyor.
7-12 yaş aralığında ise kendilik algısını şekillendirme, öz güvenin kazanılması ve “Ben kimim” sorusuna yanıt arama süreci başlıyor. Bu dönemde edinilen deneyimlerin çocuğun kendisini ve çevresini nasıl konumlandırdığı üzerinde büyük bir etkisi bulunuyor.
Eğer bir çocuk, erken yaşlardan itibaren kendi isteklerini her koşulda önceliklendirmeye başlarsa ve karşısındaki kişiye zarar verme konusunda bir düşünce geliştirmiyorsa, bu davranış biçimini içselleştirerek ileriki yaşlarda zorba bir birey haline gelebiliyor.
Vatansever, zorbalığın genellikle denetimsizlik ve kuralsızlık içeren ortamlarda ortaya çıktığını, bu durumda ailelerin üzerindeki sorumluluğun büyük olduğunu aktarıyor.
İki farklı aile yapısına dikkat çekerek, birinci grupta sorunlarını çözmekte zorlanan ve şiddeti bir çözüm yolu olarak gören ailelerin bulunduğunu belirtiyor. Bu ailelerin çocukları, ya şiddetin kurbanı oluyor ya da bu duruma tanık hale geliyor.
İkinci grup ailelerde ise şiddet yok, ancak çocukları her durumda haklı gören ve aşırı koruyucu bir tutum sergileyen bir yaklaşım söz konusu. Bu tür aileler, çocuklarının olumsuz davranışlarını “şaka yaptı” veya “öyle demek istemedi” gibi ifadelerle normalleştirebiliyor.
Bu durum, çocukların yanlış davranışlarının farkına varmasının önüne geçiyor ve aileler, çocuklarına iyilik yaptıklarını düşünerek gerçekten zorbalık davranışlarının temellerini atabiliyorlar.
Uzman Psikolog Vatansever, 7-12 yaş döneminde çocukların kendilik algısının gelişmesi için güvenli ve destekleyici bir ortamın önemine dikkat çekiyor. Çocuklara yeteneklerini gösterme fırsatları sunulduğunda, zorba davranışlar geliştirmeleri beklenmiyor.
Bu nedenle, çocukların aktif katılımda bulunabileceği ve becerilerinin desteklendiği ortamlar oluşturulması gerektiği öneriliyor.
Her gelişim sürecinin farklı ebeveynlik ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Vatansever, yalnızca sorun anında değil, koruyucu amaçla da psikolojik destek almanın önemine dikkat çekiyor.
Çocukların ruhsal bağışıklığını artıran en temel unsurlardan biri, sevildiğini ve güvende hissettiği tutarlı ve istikrarlı bir aile ortamı. Bu durum, çocukların dışarıda karşılaştıkları zorbalıkları daha hızlı fark etmelerini sağlıyor.