Yeditepe Üniversitesi’nde Girişimcilik ve Teknolojiyi Birleştiren Yenilikçi Model

Yeditepe Üniversitesi, yeni nesil teknoloji ve girişimcilik modelini hayata geçirerek, akademik bilgiyi gerçek dünyada değerli bir hale getirmeyi amaçlıyor. Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr.

Oğuz Bayat, bu modeli, iki alanda işbirliği içinde çalışan bütüncül bir yapı olarak tanımlıyor.

Bayat, üniversitelerde üretilen bilginin, sadece akademik çerçevelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, bu anlayışla bir fikrin gelişim sürecinin her aşamasını kapsayan bir sistem oluşturduklarını belirtiyor.

Bu sistem, akademik bilgi ve girişimcilik kültürünü bir araya getirerek somut faydalar sağlamayı hedefliyor.

Yeni modelin temel yapı taşlarından biri, kampüs içindeki fikir laboratuvarı olan IdeaLab. Burada öğrenciler, akademisyenler ve dışarıdan gelen girişimciler bir araya gelerek potansiyel taşıyan fikirleri geliştiriyorlar.

Bayat, bu alanda fikirlerin netleştirilmesi, ekiplerin oluşturulması ve ilk prototiplerin üzerinde çalışılması gibi süreçlerin yürütüldüğünü ifade ediyor. Şirketleşme aşaması ise bu süreçten sonraki bir adım olarak görülüyor.

Fikirler olgunlaştıktan sonra, Teknopark İstanbul’daki Teknoloji Üssü’ne aktarılıyor ve gelişim süreci burada devam ediyor. Prof. Dr. Bayat, bu mekanın, araştırma ve ticarileşme süreçlerini bir arada destekleyen yapıları barındırdığını belirtiyor.

Üç farklı merkez, fikirlerin ticarileşmesi ve araştırma aşamaları için eş güdüm içinde hareket ediyor.

Teknoloji Üssü’nde yer alan AI for Industry Araştırma Merkezi, Fraunhofer Almanya ile ortak çalışmalara imza atıyor. Bu merkez, endüstri için yapay zeka odaklı projeler geliştirerek, akademi ve sanayi işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor.

Merkezin açılışının önümüzdeki Mart ayında uluslararası paydaşların katılımıyla yapılacak olması, bu alandaki çalışmaların önemini ortaya koyuyor.

Ayrıca, Teknoloji Üssü’nde bulunan Venture Studio, geleneksel kuluçka modellerinden farklı bir yaklaşım sergiliyor.

Bu merkezde öğrenciler, akademisyenler, sanayi temsilcileri ve yatırımcılar bir araya gelerek fikirlerini ticarileştiriyor ve uluslararası pazarlara açılma sürecine hazır hale getiriyorlar.

Bayat, bu yapıdan dış paydaşların da yararlanabildiğini ve ortalama on iki ay süren süreç sonunda şirketlerin mezun edildiğini aktarıyor.

Sürdürülebilirlik odaklı projeler içinse Dekarbonizasyon Merkezi devreye giriyor. Bu merkez, karbon ayak izinin azaltılması ve enerji dönüşümü gibi konularda projeler geliştirmeyi amaçlıyor. Prof. Dr. Bayat, bu merkezin İSKA destekli bir TÜBİTAK projesi kapsamında faaliyet gösterdiğini kaydediyor.

Günümüzde bu yapının bünyesinde yaklaşık 350 aktif projenin yürütüldüğü belirtiliyor. Bu projeler, öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen çalışmaları yanı sıra, dış paydaşlarla yapılan iş birlikleriyle de zenginleşiyor.

Projeler, TÜBİTAK, Avrupa Birliği ve özel sektör gibi kaynaklardan fon alarak daha büyük yatırımlara dönüşme potansiyeline sahip. Teknofest gibi ulusal ve uluslararası etkinliklerde kazandıkları başarılar, bu projelerin somut çıktılar elde etme yeteneğini ortaya koyuyor.

Son olarak, Yeditepe Üniversitesi, Türkiye genelinden girişimcilik projelerini değerlendirmek üzere TÜBİTAK BİGG Programı’na da katılarak, ülke çapında önemli bir etki yaratmayı amaçlıyor.

Bayat, bu program sayesinde uygun bulunan projelere 1 ila 1,5 milyon TL arasında fon sağlandığını ve bu girişimlerin kampüs içinde ya da Teknopark İstanbul’da faaliyet gösterdiğini belirtiyor.

Yeditepe Üniversitesi, ürettiği bilginin, girişimcilik ve teknoloji ile birleşerek kalıcı bir etki yaratmasını arzuluyor. Gençler, akademisyenler ve girişimcilerin potansiyelini bir araya getiren bu vizyon, Türkiye’nin teknoloji alanındaki gelişimine önemli katkılar sağlayacak bir model olarak öne çıkıyor.

Yorum yapın