Ankara, birbirinden zıt iki dünya arasında bir köprü gibidir. Gölbaşı’na gittiğinizde, kendinizi bir tatil beldesinde hissedebilirken, Mamak tabelasını gördüğünüzde şehrin sert gerçekleri yüzünüze çarpar. Gölbaşı, göl manzarasıyla ve doğal yeşil alanlarıyla öne çıkar.
Sakin bir gün geçirmek isteyenler için ideal bir noktadır. Mogan Gölü’nün kıyısında oltasını sallayan bir kişinin yanından geçerken, “La Mamak… Buraya bir bak! Şu suya, şu yeşilliğe! Ben Ankara’nın gerçek nefesiyim.
Hafta sonları insanlar burada mangal yapmaya, gölün havasını solumaya geliyor. Sen hala o dar yokuşlarda, ‘Bugün hangi su kesilecek?’ diye düşünüyorsun. Burada hayat var, burada vizyon var!” diyerek Gölbaşı’nın cazibesini anlatmaya çalıştığını hayal edebilirsiniz.
Mamak ise bir başka hikaye sunar. O meşhur Şafaktepe yokuşunun diklerinde, kendi gerçekliğiyle gururlu bir şekilde karşılık verir: “Bana bak, orada birkaç su birikintisi buldun diye kendini Venedik mi sanıyorsun?
O gölün ördekleri bile soğuk kış günlerinde, ‘Acaba Mamaklı abilerimiz bize bir parça ekmek atar mı?’ diye buradaki çöplüğün sıcaklığına kaçar. Sen hafta sonu misafirsin, ama ben bu şehrin öz evladıyım!
Senin mangal dumanın belki sosyete için güzel ama benim buradaki dert dumanı gerçek insanları etkiliyor.”
Gölbaşı, Mamak’ın bu tepkisine hafif bir gülümsemeyle karşılık verir: “Ama Mamak, burada villalar, üniversiteler ve teknokentler var. Sen hala ‘çöplük’ diyor, beni küçültmeye çalışıyorsun. Buralarda bilim, sanat, fikir konuşuluyor. Senin tarafında hala ’06’ plakalı eski Şahinlerin egzoz sesi yankılanıyor.”
Mamak, karşılık vermekte gecikmez: “O üniversitedeki gençlerin yarısı benim mahallemden geliyor! Senin villalarında oturanların akşam olunca kapısını kilitleme telaşı var. Oysa ben, kapının önüne tabureyi atıp tanımadığım birine ‘Gel bir çay iç’ diyebiliyorum.
Sen sadece bir vitrin olabilirsin ama ben o vitrini ayakta tutan özdeğerim. Senin gölün bir gün kurur, ama Mamaklı’nın vatan sevgisi ve dik duruşu asla yok olmaz.”
Sonuç olarak, Ankara’nın bu iki yüzü birbirini tamamlar. Gölbaşı, şehrin dinlenme ve huzur arayışıdır; Mamak ise mücadele ve gerçek yaşamın temsilcisidir. Gölbaşı’nda göl manzarası eşliğinde çay içerek hayal kurabilirsiniz.
Mamak’ta ise o dik yokuşları tırmanarak, yaşamın zorluklarını ve onurunu hissedersiniz. İşte bu zıtlık, Ankara’nın ruhunu oluşturur. Bir taraf huzur ararken, diğer taraf hayatın zorluklarıyla yüzleşir ve her iki yönüyle de bu şehir kendine özgü bir kimlik kazanır.