Gaziantep’te 6 Şubat’ta meydana gelen depremler, birçok ailenin hayatını altüst etti. Bu trajik olayda, oğlu, hamile gelini ve iki torununu kaybeden Memiş İçelli (60) için her gün mezar başında yaşadığı acı, dinmek bilmiyor.
İçelli, sabah erkenden gittiği mezarlıkta, kaybettiklerinin yanına oturup gözyaşı dökmekten başka bir şey yapamıyor. “Dün gece de sabaha kadar uyuyamadım. Oğlumun evine geldiğimde, burası artık bizim evimiz gibi oldu. Her gün namazımı burada kılıyorum.
Mezarı ziyaret etmek, günlük yaşamımın bir parçası haline geldi” diye anlatıyor duygularını.
Kahramanmaraş merkezli depremler, Nurdağı ilçesinde büyük bir yıkıma neden oldu. Onlarca insanın yaşamını yitirdiği bu felakette, Memiş İçelli’nin ailesi de 6 katlı bir binanın enkazında sıkışıp kaldı.
Oğlu Tuncay İçelli, hastaneye kaldırılabilse de, gelini Hilal ve çocukları Emine Ayşegül ile Memiş Aras, enkaz altında can verdi. Geçtiğimiz günlerde, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde, İçelli mezar başında bir kez daha gözyaşlarıyla anılarını tazeledi.
İçelli, yaşadığı acının hala tazeliğini koruduğunu dile getiriyor. “Her gün burada oğlumun mezarının başındayım. Namazımı camide kılıp hemen buraya geliyorum. Oğlum, eşi ve birer erkek, bir kız torunum vardı. Hepsi o yıkılan binanın altında kaldı.
Oğlumu sabah 9 gibi bulduk; gelinim ve torunlarım ise daha ilk günden enkaz altında hayatlarını kaybetmişti. Oğlum, hastaneye kaldırıldıktan sonra bir hafta yaşadı. Sonunda onu da kaybettik” sözleriyle yaşadığı travmayı aktarıyor.
Memiş İçelli, gelininin üçüncü çocuğuna hamile olduğunu ve doğuma sadece 10 gün kaldığını hatırlatarak, “Bebek için hastaneden yer ayırtmıştık. İçimizde bir umut vardı. Torunum Yusuf Şahin olacaktı. Oğlum, ‘Hz. Yusuf’un ismini koyacağım’ demişti” diyerek yaşadığı hayal kırıklığını paylaşıyor.
İçelli, acılarının her gün tazelendiğini belirtiyor. “O gün, nasıl o tarifsiz acıyı yaşadıysak, şimdi de aynı duyguları hissediyoruz. Deprem gecesi benim evim ayakta kaldı. Hemen oğlumu aradım, ama cevap gelmedi. Koşarak gittiğimde bina yerle bir olmuştu.
O anki çaresizliği kelimelerle anlatamam. Sabah 9’da bir ses duydum, o sesi tırnaklarımla kazıya kazıya oğlumu çıkardım. Her gün sabah erkenden geliyorum. Mezarlık, artık evimiz gibi oldu” diyerek her bir kaybın ardında bıraktığı boşluğu ifade ediyor.