Boyun Fıtığı Artık Gençlerde Daha Sık Görülüyor

Ağrı Uzmanı Dr. Kürşat Gül, günlük yaşamda artan telefon ve tablet kullanımı nedeniyle boyun fıtığı vakalarının görülme yaşının 20’li yaşlara kadar düştüğünü belirtti.

Son yıllarda akıllı cihazların yaygınlaşması, boyun sağlığıyla ilgili sorunların daha erken dönemlerde ortaya çıkmasına yol açıyor. Dr. Gül, “Önceden genellikle ileri yaş grubunda gözlemlenen boyun fıtığı, şimdi 20’li ve 30’lu yaşlarda da sıkça karşılaşılıyor.

Uzun süreli ekran kullanımı, bu sorunun önemli bir nedeni” diye konuştu.

Ekrana bakarken başın öne eğik durmasının boyun omurlarına binen yükü artırdığını ifade eden Dr. Gül, bu durumun zamanla kas-iskelet sisteminde zorlanmaya neden olabileceğini aktardı.

Bu tür bir eğilmenin boyun bölgesindeki diskler ve kaslar üzerinde norm dışı bir baskı oluşturduğunu vurgulayan uzman, “Baş eğildiğinde boyun kasları ve diskler aşırı yüklenir.

Bu da, boyun ağrılarıyla başlayarak bazı kişilerde fıtıklaşmaya yol açabilen bir süreci tetikleyebilir” dedi.

Dr. Gül, özellikle gençlerin masa başında çalışma sürelerinin ve mobil cihazları kullanımının artırdığını belirterek, bu konuda farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti. “Boyun fıtığı, tek bir nedene bağlı olarak gelişmez.

Yanlış duruş alışkanlıkları ve uzun süreli ekran kullanımı, önemli risk faktörlerindendir” şeklinde konuştu. Dr.

Gül, telefon ve tablet kullanırken ekranın göz hizasında tutulmasının, düzenli aralar verilmesinin ve boyun kaslarını destekleyici hareketlerin günlük hayata dahil edilmesinin koruyucu bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.

Boyun ağrısı, omuzlarda ve kollarda uyuşma, hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Dr. Gül, “Bu tür rahatsızlıklar uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Erken dönemde yapılacak doğru müdahaleler, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçebilir” dedi. Ameliyat korkusu taşıyan hastalar için cerrahi dışı tedavi seçeneklerinin önemli bir seçenek olduğuna da değindi.

Nükleoplasti gibi ameliyatsız yöntemlerin, cerrahinin alternatifleri olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Gül, “Doğru hasta seçimi yapıldığında nükleoplasti, değerlendirilebilecek bir tedavi seçeneği olabilir” açıklamasında bulundu.

Yorum yapın