Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, büyük depremler sonrası ortaya çıkan “kaybolan çocuklar” konusuna dikkat çekti.
Bu acı gerçekler üzerinden iktidarın uzun yıllardır sürdürdüğü politikaları eleştiren Arıkan, “Kaybolan çocuklarımıza ne oldu?” sorusunu gündeme taşıdı.
Arıkan, deprem yönetimi, açıklanan enflasyon rakamları ve sosyal adalet konularında çeşitli eleştirilerde bulundu.
Depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğunu kabul eden Arıkan, yaşanan yıkım ve can kayıplarının sadece doğal afetlerden değil, siyasi tercihlerden kaynaklandığını belirtti. “Deprem gerçektir, ancak sonrasında yaşanan felaket tercihtir,” dedi.
Toplantıda Cengiz Alper Karadağ, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaşanan aksaklıkları ve devletin yardım organizasyonundaki yetersizlikleri birinci ağızdan aktardı. Alper, Cumhurbaşkanı’nın Adıyamanlılardan özür dilediğini ancak bu durumun sorunları çözmediğini vurguladı.
Arıkan’ın konuşmasında dikkat çeken noktalar arasında depremin doğasının kabulü ve sonrasındaki ihmallerin sorgulanması yer aldı. “6 Şubat depremleri neden bu kadar çok can aldı?” sorusunu soran Arıkan, iktidarın 24 yıllık politikalarının bu konuda sorumlu olduğunu dile getirdi.
Yapı denetimindeki eksiklikler ve ranta dayalı imar politikalarının sonuçlarını eleştirerek, “Yıkılan şehirler iktidarın tercihidir,” ifadelerini kullandı.
Arıkan, geçmişte yaşanan depremlerdeki ihmallerin tekrar edildiğini belirterek, “Son 30 yıl içinde aynı acıları yaşamaya devam ediyoruz,” dedi. Gölcük, Düzce, Bingöl, Van, Elazığ ve İzmir gibi şehirlerde yaşanan felaketleri hatırlatan Arıkan, her seferinde aynı sorunların tekrarlandığını dile getirdi.
Arıkan, konuşmasında sadece fiziksel değil, adalet, liyakat ve toplumda güven duygusunun da yıkıldığını vurguladı. “Toplumsal fay hatlarının tamiri zordur, ancak bu iktidar için neredeyse imkansız,” dedi.
Özel olarak kaybolan çocuklar meselesine yeniden dönen Arıkan, ABD’deki Epstein skandalının ardından bu konunun daha fazla gündeme gelmesi gerektiğini belirtti. Bu durumun, yargı, siyaset ve medya üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
“Kaybolan çocuklarımız bu şeytani ve sapkın örgüt tarafından mı kaçırıldı?” diyerek, bu konuda bir soruşturma yapılmadığını sorguladı.
Arıkan’ın konuşmasında, iktidarın enflasyon rakamlarıyla ilgili manipülasyonlarına da yer verildi. Gerçeklerin gizlenemeyeceğini belirten Arıkan, “TÜİK’in rakamlarındaki ahlak sorunu, Türkiye’nin enflasyon sorunundan daha büyüktür,” dedi.
Konuşmasının sonunda, deprem vergilerinin gerçekten depreme hazırlık için kullanılması gerektiğini ve sosyal adaletin sağlanması için çaba gösterileceğini ifade eden Arıkan, “Bizim sözümüz var; toplumumuzu çöken bir iktidarın enkazı altında bırakmayacağız,” dedi.
Cengiz Alper Karadağ ise grup toplantısında, depremin ardından yaşanan sorunların hâlâ çözüme kavuşmadığını anlattı. Deprem sonrası inşa edilen alanların kalitesizliğine dikkat çekerek, bu alanların sosyokültürel yapıyı nasıl etkilediğini vurguladı.
Alper, “Yaralar hâlâ sarılmış değil, insanlar geleceğe güvenle bakamıyor,” diyerek sıkıntıları aktardı.
Sonuç olarak, depremin getirdiği hasar ve kaybolan çocuklar meselesi, Türkiye’nin aciliyetle ele alması gereken konuları arasında yer alıyor. Bu sorunların çözümü için vicdanlı, sorumlu ve cesur adımlar atılması gerektiği aşikar.