Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin giderek derinleşen ekonomik krizinin etkilerini ve artan kredi kartı borçlarını Meclis gündemine taşıdı. Tanrıkulu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması için TBMM Başkanlığına bir soru önergesi sundu.
Önergesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yönlendirdiği sorularla, kredi kartı borçluluğunun toplumsal, ekonomik ve insan hakları boyutlarına dikkat çekti.
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun, yüksek enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizlikle birleşerek milyonlarca vatandaşı günlük ihtiyaçlarını kredi kartlarıyla karşılamaya zorladığını vurguladı.
Tanrıkulu’nun ifadelerine göre, kredi kartları artık sadece bir ödeme aracı değil, geçim aracı haline gelmiş durumda.
Gıda, kiralar, enerji ve sağlık gibi temel ihtiyaçların kredi kartları aracılığıyla finanse edilmesi, haneleri sürekli bir borç döngüsüne sokmakta. Bu durum, yüksek faiz oranları ve icra tehditleriyle birleşerek sosyal devlet ilkesinin zedelendiğini gösteriyor.
Özellikle dar gelirli bireyler, emekliler ve asgari ücretliler gibi gruplar bu sorundan en çok etkilenen kesimler arasında yer alıyor.
Kadınlar içinse kredi kartı borçları, ekonomik bağımlılığı artırarak aile içindeki gerilimleri derinleştiriyor ve ekonomik şiddet riskini artırıyor.
Kredi kartı borçlarıyla ilgili durumu daha iyi anlamak için bazı sorular öne çıkıyor. Türkiye genelinde kredi kartı sahibi kaç kişi bulunuyor? Toplam kredi kartı borcu ne kadar ve bunun ne kadarı ödenemeyen borçlardan oluşmakta?
Ayrıca, kredi kartı borçlarının gelir gruplarına göre dağılımı nedir? Özellikle asgari ücretlilerin ve emeklilerin toplam borç içindeki payı nedir?
Son beş yıllık dönemde kredi kartı borçları nedeniyle icra takibi başlatılan kişi sayısı da dikkat çekici. Bu kişilerin kaçının kadın olduğu ve bu durumda yaş, cinsiyet ve illere göre dağılımın Bakanlık tarafından biliniyor olup olmadığı da merak edilen konular arasında.
Kredi kartı borçluluğunun yoksulluk, psikolojik sorunlar ve aile içi şiddetle ilişkisine dair bir etki analizi yapılıp yapılmadığı da sorulmakta.
Bankaların uyguladığı gecikme faizleri ve asgari ödeme oranlarının, tüketicilerin borçlarını ödemesini neredeyse imkânsız hale getirdiği yönündeki eleştirilerin Bakanlık tarafından nasıl değerlendirildiği önem taşıyor.
Temel ihtiyaç harcamaları nedeniyle oluşan kredi kartı borçlarının faizsiz veya düşük faizli bir şekilde yapılandırılmasına yönelik bir çalışma mevcut mu?
Ek olarak, kredi kartı borçları nedeniyle maaş veya sosyal yardıma haciz uygulanan kişi sayısı da sorgulanıyor. Bu durumdan en çok etkilenen kadınlara yönelik özel bir sosyal politikanın geliştirilip geliştirilmediği de önemli bir konu.
Son olarak, bankaların borç tahsilat sürecinde kullandığı yöntemlerin psikolojik tacize dönüşmesini önlemek adına bir denetim yapılıp yapılmadığı da merak ediliyor.
Tüm bu sorular, kredi kartı borçluluğunun insan hakları açısından bir sorun haline geldiği göz önüne alındığında, yurttaşların yaşam hakkını koruyacak bütüncül bir borç hafifletme politikası geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.