Fehmi Koru: “Adalet herkese lazım” diye diye yargı kurumlarının çatıştığı bir ülke haline geldik…

Fehmi Koru*

Herhalde Türkçemizi zenginleştiren deyimler arasında en fazlası ‘adalet’ üzerinedir.

İyi bir şey mi bu?

Herhalde iyi bir şey değil. Deyimlerin çokluğu adaletin yokluğu anlamına da gelebilir.

İsterseniz güncelliğini yeniden kazanan Can Atalay konusuna yakından bakalım.

Can Atalay Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından Hatay’da milletvekili adayı gösterildi. Parti, Atalay’ın içerisinde yer aldığı adaylar listesini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) gönderdi. YSK listeler üzerinde çalışıp yasalar açısından adaylığını sakıncalı gördükleri kişileri listelerden eledi; elenenler arasında Atalay bulunmuyordu. TİP’ten aday gösterilmiş, YSK’dan onaylı aday Can Atalay, Hataylı seçmenlerin oylarıyla milletvekili seçilmeyi başardı. O arada hakkında açılmış bir davadan dolayı Atalay cezaevine girmişti; onun yerine avukatı Meclis’e gidip YSK’nın kazandığını onayladığı milletvekili Atalay’ın mazbatasını aldı. Meclis’in açıldığı ilk günden bu güne, oturumları yönetenler her okuttuğunda, milletvekilleri listesinde Can Atalay’ın ismi de yer alıyor…

Her yönüyle milletvekili olan Can Atalay ise TBMM’de yer alamıyor.

Alamıyor, çünkü cezaevinde.

Daha önce onunla aynı kaderi paylaşmış iki milletvekili –Enis Berberoğlu ile Ömer Faruk Gergerlioğlu– Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarıyla cezaevinden çıkarak Meclis’e girebildikleri halde, Can Atalay’a bu imkan tanınmıyor.

Hem de onunla ilgili de AYM kararı olduğu halde. [AYM, Can Atalay’a 100 bin TL ödenmesine de hükmetti.]

AYM’nin kararını gönderdiği yerel mahkeme, daha önceki iki benzer olayda yapıldığı gibi, görüşüp Atalay’ın tahliyesini sağlamak yerine, Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay’ın konuyu görüşen dairesi, AYM kararının uygulanmaması yolunda görüş bildirmekle kalmadı, karara olumlu katkıda bulunan AYM’nin dokuz üyesi hakkında suç duyurusunda da bulundu.

İlk defa oldu bu olay.

Bitmedi, dahası da var.

Anayasa Mahkemesi, dün de, aynı konuyu bir kez daha görüştü ve eski tahliye kararında ısrar ederek, gereğini yerine getirmesi için kararını yerel mahkemeye yeniden gönderdi.

Tahliye edildi mi Can Atalay?

Hayır, henüz edilmedi.

İlk karardan sonra İstanbul Adliyesi önünde ‘anayasa nöbeti’ tutmaya başlayan kalabalık, dün nöbetlerinin 43. gününde yine görev yerlerinde, Atalay’ın serbest bırakılıp Meclis’teki görevine gidebilmesi ile ilgili yerel mahkeme kararını beklemekteydiler.

Gün bitti, karar gelmedi.

Onun yerine, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç konuştu.

Şunları söyledi bakan:

“Kısa karar verildi. Ardından gerekçeli kararın da yayınlanması lazım. Sonraki süreçte Resmi Gazete’de yayınlanır. Sonraki süreçte yine yargı süreci içerisinde tüm bunlar değerlendirilecek hususlardır. Anayasa Mahkemesi’nin önceki ihlal kararına Yargıtay dairesi uymamıştı. Uymamasının gerekçelerini daha önce konuşmuştuk, Anayasamızın 83., 14. ve 148. maddesi ile Anayasamızın 148/14 fıkrasıyla. Tüm bunları değerlendirecek olan elbette ki olay mahkemenin önüne geldiğinde o mahkemeleri değerlendiriyor. Bu maddelerin yorumlanması bakımından Yargıtay’ımızla Anayasa Mahkememiz arasında bir görüş farkı ortaya çıkmıştı. Bu görüş farkından dolayı bir kararsızlık söz konusu oldu. Bu yeni bir karar. Bu kararın değerlendirmesini yine ilgili mahkemeler yapacaktır. Süreci takip edeceğiz.”

Süreci takip edeceklermiş…

TBMM’nin bir başkanı var, adı Numan Kurtulmuş, o da bu sürecin en başından itibaren kendisine düşen görevi, Adalet Bakanı’nın yolunu izleyerek, yerine getirmiyor.

Meclis, sürecin içerisindeki devlet yetkililerinin bu tür davranışları yüzünden, bir üyesi cezaevinde tutulduğu için, bir milletvekili eksik olarak toplanıyor.

Hatay ilimizin bir milletvekili, halkın, oylarıyla kendisine verdiği temsil görevini yerine getiremiyor.

AYM’nin, anayasaya göre herkesi -bu arada her düzeydeki mahkemeleri de- bağlayıcı olan kararları bir süredir uygulanmıyor. Bu yeni kararın da aynı muameleye tabi tutulması pekala mümkün.

Ben şahsen, artık sürecin içindeki diğer kişi ve kurumlara değil de, bir dizi kararı uygulanmayan AYM’nin bundan sonra ne yapacağına bakacağım.

Hiçbir şey olmamış gibi görevine devam mı edecek AYM, yoksa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden devraldığı bireysel başvurulara bakma hakkını kullanmaktan vaz mı geçecek?

Futbolda yumruklar konuşur, adli kurumlar birbiriyle çatışır; böyle bir ülkeyiz…

Adalet hakkında pek çok deyimi bulunan bir dile sahip insanların ülkesinde, bu konuyu böyle konuşmak gerçekten çok tuhaf.

Tuhaf bir ülke olmak, insanlarına reva değil.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x